‘Tecavüze Uğrayanlar Doğursun’ mu Dediniz?

Geçtiğimiz yılın son aylarında yayımlanan Nazifa Bir Balkan Kızı adlı kitabın yazarı Zehra Serap Azbay, TBMM İnsan Haklar Komisyonu Başkanı ve AKP Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün’ün, tecavüze uğrayan kadınların da doğurması gerektiğini savunduğu ve Bosna’da tecavüze uğrayan kadınlar örneği üzerinden, kürtajın tecavüzden daha büyük bir dram olduğunu öne sürdüğü sözlerine karşı kişisel blogunda bir tepki yazısı kaleme aldı.

Zehra Azbay’ın Bosna Savaşı’nda tecavüze uğrayan kadınların kürtaj tartışmasına pervasızca alet edilmesine karşı ‘kadın, çocuk ve tecavüz’ gerçeklerini anlattığı yazısını ilginize sunuyoruz…

Bosna Savaşı / Tecavüz / Ayhan Sefer Üstün

Bosna’da yaşanan insanlık dramından alınacak yüzlerce ders vardı. Bir defa Avrupa’nın orta yerinde böylesine çirkin, böylesine savunmasız, bir o kadar dehşet verici aylar yaşanırken bütün dünya izleyici olarak kaldı.

Oradaki çocuklar hiçbir günahları yokken hunharca ölüme terk edildiler. Henüz 15-16 yaşındaki genç kızlar akıllarını yitirecekleri kadar kepaze tecrübeler kazandılar. Erkek bireyler inançları dâhil ruhlarını, bedenlerini, organlarını kaybettiler.

Bir Allahın kulu, bir insan hakları savunucusu da kalkıp elindeki gücü kullanma zahmetine girmedi. Avrupa’nın göbeğinde yaşanan insanlık suçunu sadece ve sadece izlediler. Kimse müdahale etmedi.

Aynı izleyiciler bugün 11 Temmuz’da Srebrenitsa’ya gidip ‘yanınızdayız’ mesajı vererek katliamı hazin bir dille anmakta?

Pardon, kimin yanındasınız?

Bilmeyenler için özet geçeyim; Bosna Savaşı fiili olarak 4 yıl sürmüştü (1992-1995). Ancak içeride tıkalı kalan halktan biliyoruz ki asıl savaş, savaş sona erdiğinde başlamış ve neredeyse birkaç yıl öncesine değin sürmüştür. Bosna Savaşı’nın patlama sebebi Batı dünyasının bu arazi üzerinde hak talep etmesiydi. Anlayacağınız Yugoslavya kendi içinde (Sırp, Boşnak, Hırvat vd.) sorun yaşamıyordu. Ne var ki Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla insanlık tarihine soykırım olarak işlenmiş bir acı olarak kaydoldu.

Bosna Savaşı hakkında konuşulacak çok şey var. Tüm dünya olarak alınacak bir sürü ders var. Oturup ağlayacaksak yüzlerce hikâye mevcut. Ama bizler 11 Temmuz’da Srebrenitsa’da öldürülen bebekleri anıyoruz. Gerçi buna da şükür diyeceğimiz bir hâldeyiz ya neyse…

Bu savaştan sonra resmi kayıtlara geçmeyen yaklaşık bir milyon “piçleştirilmiş” bir nüfusun olduğu söyleniyor. Bir milyon! Kadınların savaştan sonra onca yokluk arasında hayatlarına devam etmeye çalıştıklarını biliyoruz. Bazı Yugoslav eski zenginler ellerinde kalan az parayla amatör rehabilitasyon merkezleri kurdular. Tecavüze uğramış, esir kamplarında gebeliklerine son verilmemesi için hukuk dışı şartlarda zapt edilmiş ve önünde sonunda doğan bebeği emzirmiş bu kadınlar için halk kendi kendine destek veriyor.

Ne travmalar anlatılıyor biliyor musunuz? Sadece bir örnekle geçeyim; özerk örgütlerden biri, yaşlı bir babanın ve kızının sığındığı eve giriyor. Öz babasını kızına tecavüz ettirmeye çalışıyorlar. Babasının cinsel organını kızın ağzına alması için zorlarlarken (ikisinin de kolları ve ayakları bağlı) zavallı adam oracıkta beyin kanaması geçiriyor da bu işkenceden öyle kurtuluyor. Ağzınız açık mı kaldı? Bu daha ne ki… Neler var neler. Tecavüz dediğiniz şey öyle iki yakışıklının güzel bir kızı sevmesinden ibaret hikâyeler değil…

Ki bu zavallı kadınların zaruri durumda bırakıldıkları “annelik”, rahim ruhlarına nasıl bir zulümdür kendiniz düşünün. (Rahim, Allah’ın isimlerinden biridir. Cennet diye işaret edilen yaşamın kaynağıdır. Kadınların üreme organlarına da aynı isim lütfedilmiştir.)

TBMM İnsan Hakları Savunucusu (Komisyon Başkanı – tam titri oluyor) sayın beyefendi Ayhan Sefer Üstün, “Tecavüz edilen kadın da doğurmalı. Bosna’da pek çok kadın bu yolla doğurdu. Özürlü olacak diye bebeği öldürmek de cinayettir” demiş.

İsminden uzun ünvanı olan bir başka insan Ayhan Sefer Üstün. Eminim o makama gelmeye çalışsak anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan dökülürdü. Biz kimiz ki? İnsan hakları savunucusu olabilir miyiz? Önce okuyacağız. Mutlaka yurt dışında eğitimler alacağız. Kütüphanelerde dirseklerimizi çürütmek suretiyle tezlerimizi yazacağız. Bir fikrin savunucusu olabilmek için öncelikle bir ideal oluşturacağız. Sonra onu lojistik olarak destekleyeceğiz. Etrafına binlerce kilometreden oluşan ağlar öreceğiz. Sonra bu hakkı elde edebilmek için yıllarca absürt işlerde çalışıp bedel ödeyeceğiz. Ortaya attığımız ide iyice şekillenecek ve dikkat çekmeyi başaracağız. Bütün bu süreçlerden sonra anca bir devletin en üst kurumlarından birine erişeceğiz.

Doğru mu? Değil!

Yani sayın Ayhan Sefer Üstün; Bosna’da tecavüze uğramış kadınlar o çocukları doğurdular. Doğurdular da sizin ağzınıza pelesenk olacak kadar kolay değildi. Bilin istedim. Tecavüzün yukarıdaki fotoğraflarda da görebileceğiniz gibi estetik bir tarafı bulunmuyor! (Yazarın bahsettiği fotoğraflara sakıncalı içeriğinden dolayı burada yer veremedik. – HaberBoşnak)

Bırakın kendi isteğiyle doğurmayı bugün bu “piçler” ergen yetişkinler ve inanın ülkelerinde şehit çocuğu diye anılmak onların en mühim can suyu… Çocukken mahallede kavga ettiklerinde birbirlerini en fazla “piç” diyerek yaralayabildiklerini biliyor muydunuz? Bu çocuklar 30’lu yaşlara eriştiklerinde sizce de o ülkede başka bir savaş çıkmaz mı? 40’lı yaşlara geldiklerinde, hem de artık ekonomik özgürlüklerini kazandıklarında ne yapacaklarını sanıyorsunuz? Bir daha, bir daha, bir daha parçalanmayacak mı o devletler?

İnsanlık suçu tabir ettiğimiz, tarihin kanayan yarası olarak nitelendirdiğimiz o Bosna Savaşı’ndan çıkarılacak yüzlerce ders varken Ayhan Üstün’ün cımbızla çıkardığı tümce hakkında hiç yorum yapmayacağım. Keşke her şey olmadan evvel sadece insan olmayı öğrenseydik diyecek ve ülkemizin akıbeti için sessizce gözyaşlarımı dökeceğim.

Zehra Serap Azbay

Ekleyen: - 31 Mayıs 2012. Kategori: MANŞET,YAZARLAR. Bu yazıya yapılan yorumları RSS üzerinden takip edebilirsiniz RSS 2.0. Bu yazıya yorum yapabilir veya geri izlemede bulunabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>